Ghost

Womanizer

Bir insan bedeninin belirli bir bedene karşı duyduğu dayanılmaz özlem ve onun yerini alabilecekler karşısında duyduğu kayıtsızlık yaşamın en büyük sırlarından biridir.

Bazı adamların yokluğuna güzel sözler yazılıyor.

Türkiye’nin siyasal sistemi, demokratik bir hukuk devletinde aranması gereken özelliklerden birçoğuna sahip değildir: Tanımlanan anlamda bir ifade ve örgütlenme özgürlüğü yoktur, mahkemelerin bağımsızlığı söz konusu değildir, kişinin bedeni ve psikolojik bütünlüğünün dokunulmazlığı ilkesi günlük olarak ihlal edilmekte, farklılık ilkesi -azınlıkların tanınması ve haklarının güvenceye alınması- kabul edilmemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendine güvenen, gelişmeye açık bir yapıda değildir.

Bir insanı haksız yere içeri tıkan bir yönetimde, onurlu her insanın olması gereken yer cezaevidir.

Söylesen kimler kokuyor kiraz kokan saçlarını, yaşamla özlemek arasındaki savaşta kimin için atıyor küçük kalbin Anonim

hiçkimse.

sevgililer günün kutlu olsun :( Anonim

Allah razı olsun krdş




Kim ki kim ki rabbi bu adam? Hiçbir zaman asıl diledikleri olmamış.
Şiir, şiir ey rabbi asıl bu acı kupadan içtiğimde.
Beni iyi bir kamçıladıktan sonra, 
epey epey zaman sonra siz, 
ellerinizi yıkadığınızda kanla karşılaşacaksınız!
Ki benim ki en kolay en mesut hayatlardan biri..
Nedir o halde Golgota’da kendi çarmıhıma bürünmemi sağlayan şey ?
Eli, eli, lama sabachthani? / Tanrım, tanrım, beni neden terkettin?
Kim ki kim ki rabbi bu adam? Hiçbir zaman asıl diledikleri olmamış.
Şiir, şiir ey rabbi asıl bu acı kupadan içtiğimde.
Beni iyi bir kamçıladıktan sonra,
epey epey zaman sonra siz,
ellerinizi yıkadığınızda kanla karşılaşacaksınız!
Ki benim ki en kolay en mesut hayatlardan biri..
Nedir o halde Golgota’da kendi çarmıhıma bürünmemi sağlayan şey ?
Eli, eli, lama sabachthani? / Tanrım, tanrım, beni neden terkettin?

Birisini gerçekten düşünmek, başka hiçbir şeyle, ne temizlik, ne uçan sinek, ne yemekler, ne kaşıntılar, hiçbir şeyle ilgilenmeden onu her dakika düşünmektir. Ama sinekler ve kaşıntılar hep vardır. İşte bu nedenle yaşamak zordur.

Erkek için kadının vajina deliğine girmek hiç kuşkusuz anne bedenine kısmi bir dönüş anlamına gelir.

Yaşarken bütün o anlar, bütün o heyecan, bütün kekemelikler, kalbin her yerinden çıkacak gibi çarptığı bütün o saniyeler, hiç bitmesin tanrım diye dua dahi edilen saatler, o’nun saatlerce koklanılan mektubu, saatlerce ebleh bir ifadeyle düşünülen o vakitler, dudaklarına değen son varlık, o’nun resimleriyken bir vakit, ve o vakitte, o kutsallıkla yalanırken tekrar tekrar kendi dudakların, sırf bütün o anlar tekrar canlansın beyinde diye, bütün bunlar, artık birer heyecan dalgası değil, artık kalbe, her akla düştüğünde , batan, orayı dağlayan, aşkla dolu kalbini insanın, paramparça eden birer hatıradan çok fazlasıdır.

Yaşanırken her şey, insan evladı dediğimiz zayıflık abidesi, düşünmez bir an bile, bütün bu muhteşem zamanların, bütün bu bitmesin tanrım anlarının, gün gelince yüreği bile resmen ağlatacak şeyler olacağını, düşünmez, düşünemez işte.
Ve en kötüsü de, en kötüsü de bütün bunları yazarken bile, bütün bu anların, bütün o zamanların, her şeyin, bize dair her şeyin bir yıkıntıdan fazlası olmadığını, ve sonsuza dek o enkazın orada kalacağını bilirken, aynı zamanda paramparçalıklarının arasında yüreğin, ve o yüreğin tamamına hala hükmeden aşkın arasında, onun için hiçbir şeyi ifade etmeyen bütün o duyguların, bütün yıkıntıların arasında bir yerlerde hala, hala bir ışık olması, olmasıdır en kötüsü, sanki yarın, sanki daha sonra, sanki sadece biraz zamandan sonra o ışık büyüyecek gibi, sanki o hiç geçmeyen zaman, bir şeyleri onun için, yeniden getirir gibi, sanki yarın farklı olacak gibi.

Yarın farklı olmayacak, hiçbir gün farklı olmayacak hayatında, hayatımda hiçbir şey farklı olmayacak artık, en ufak bir ümit, en ufak bir ışık yok orada gönül, anla artık bunu, acı verecek olsa da anla artık bunu ağlarken, artık ona her baktığında vazgeç belki diyor olmaktan, zaman demeyi bırak artık, bırak umulmayacaklardan medet ummayı, zamanın geri getirebilecekleri olduğu yalanını söyleme artık kendine, söylememelisin, adı ürpertici gelse de, unutulmalı bir şeyler, ve anılar, ve yaşanmışlıklar, o muhteşemlikler ve kafandaki o, o’nun kafasındaki sene dönsün artık, yoksa şu an olduğu gibi yine, boğulup gideceksin kalbinin derinliklerinde…
unutamamak, en geçerli fiil belki hayattaki, ve en acıtanı, en çok yürek yakanlarından belki.
Unut Derda, artık vakti geldi, biliyorsun bu sözleri, unutamamanın zindanından çık Derda, çık ki, daha fazla unutamayasın…

Müzik benim gıdam, ruh gibiyim!